‘Bir diş kaybı bile insandan çok şey götürür’

Vücut bir bütündür ve dişler bunun önemli bir parçasıdır. ‘Nasıl olsa biri çekilse geriye 31 tane kalır’ mantığı tüm vücuttaki problemlerin de göz ardı edilmesine neden olur

Geçenlerde kıymetli hocam Prof. Dr. Haluk Tanrıverdi ile diş kayıplarıyla alakalı sohbet ederken hocam, 'İlker'ciğim,'Bir diş giderse sadece ağızdan değil; vücuttan da değil, insandan çok şey gider dedi' ve sohbete başladık ben de bu hafta bu yazıyı kaleme aldım…

Dişler, bir bütün veya tek bir şekil halini alan, vücudu oluşturma yaradılış gayesi ve amacıyla kullanılan organlarımızdır. Dişleri; yerleri, adet ve işlevleri, görevleri gereği farklı şekil ve büyüklükte, birbirleriyle bağlantılı ve ilişkili kümeler dizisi (diş örneği verecek olursak, kesici, köpek ve azı dişleri) olarak ifade edebiliriz. Bu kümeler dizisinin kendi yapısı ve ait olduğu vücudun diğer kümeleri ve dizileriyle ilişkileri de vardır. Bu yapı; bilişim, kısıtlamalar, işleyiş, bağımsızlık, bağımlılık, bağlılık, beraberlik, bağlantı, ara bağlantı, benzerlik ve kalıp gibi birbiriyle ilişkili tüm terimlerle görev ve yetkili olarak faaliyetlerini sürdürürler.

 

BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ İŞLEVLERİ VAR

Dişler ölçüt olarak hem bağımsız işlevlere sahiptirler, hem de birbirleriyle yapı ve ilişkiler olarak bağımlıdırlar. Tabiatıyla düzenlidirler; sistemlerin epistemolojik hiyerarşisi diye bilinen bir düzeni bulunmaktadır.

Diğer taraftan sistem yaklaşımı açısından da dişler; birbirlerine bağımlı olan iki veya daha fazla parça ve alt sistemlerden oluşan, çalışma ve özellikleri itibariyle belirli bir sınırı olan ve diğer sistemlerden ayırt edilen yaradılmış ve bölünmez bir bütündür.

Dişleri besleyen sinirle bütün vücudu besleyen sinir; beyinde aynı çekirdekte bulunur. Gene dişleri besleyen sinirler sempatik ve parasempatik lifleriyle bütün vücuda dağılan vagal sinirle kafada aynı ganglionlarda buluşur. Bu nedenden dolayı dişler; bütün vücudu, hormonları ve duyguları etkiler. Bu bağlantı yüzünden dişlerdeki hatalı dolgular, bedenle uyumsuz metal sinyalleri, dişeti hastalıkları, enfekte dişler, düzgün doldurulmayan kanal tedavileri, kök parçaları, gömük dişler, tam iyileşmemiş çekim yerleri; bedene sürekli olarak olumsuz sinyaller yollar. Aynı şey tersi için de geçerlidir.

Vücudun herhangi bir yerinden yollanan olumsuz sinyaller; diş ve dişetlerinde problemlere neden olabilir.

 

DİŞ BELİRLİ PARÇALARA SAHİPTİR

Bu yaklaşıma göre dişler belirli parçalara sahiptir. Bu parçalar arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu parçalar aynı zamanda ağız yapısı içinde bulunan yanak, damak, diş eti, kemik, kas, dokular ve vücudun diğer organlarıyla ilişkili olarak bir bütünü meydana getirir. İnsan vücudu buna göre ana sistemdir. Bu sistem birbirleri ile ilişkili ve karşılıklı bağımlı alt sistemleri (sindirim, üreme, boşaltım, beyin, sinir, omurilik, kemik, kas, doku vb.) içerir. Örnek olarak dişler; vücuda ağız yoluyla alınan besinlerin parçalanması, koparılması ve ezilmesiyle insan vücudunun en önemli sistemlerinden birinin temel yapıtaşını oluşturarak sistem içinde parçalar, süreçler ve amaçlardan oluşan bir bütün olarak yerini alır.

Dişlerimiz sağlam olmazsa aldığımız besinleri yeterince çiğnemeyiz ve sindirim sistemimiz olumsuz etkilenir. Diğer taraftan insan organizmasında otonom sinir sistemlerinin önemli rolü bulunur. Dişlerin, besinlerin parçalanması ve öğütülmesi görevlerinin yanında konuşma ve görünümümüzde de önemli etkisi vardır. Dişleri eksilmiş insanların bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır. Bu yüzden dişlerimizin sağlıklı ve tam olmasına dikkat etmeliyiz.

İnsanın; sağlıklı insan vücudunun yapı, ilişki ve işleyişini değerlendirirken, bu sistemlerin esas sisteme yaptıkları katkıyı bilmesi gerekir. Sağlıklı hayatının devam etmesinde, yaşaması, gelişmesi ve dinamik dengesini sağlamada bedeninin yapılanmasıyla ilgili bütün faktörleri bilmesi, anlaması ve değerlendirmesi gerekir.

Sağlıklı bir insan bedeninin yeme, içme, üreme vb. işlevlerinden oluşan üreme sistemi, vücudun sağlıklı işlemesi için diş sağlığı ve diş bakımı uygulamaları, araç ve gereçler sayesinde sürdürülebilir sağlıklı diş uygulamaları; destekleyici ve diş varlığını koruyucu işlev görebilir.

Bunlara örnek verecek olursak; çocukluk döneminde A, C, D vitaminleri ve çeşitli mineralleri yeterince almak, süt ve süt ürünleri ile taze meyveleri bolca yemek, fındık, ceviz gibi sert kabuklu yiyecekleri dişlerimizle kırmamak diş sağlığımız için önemlidir. Dişlerimizdeki çürük oluşumunu engellemek için yemeklerden sonra dişlerimizi fırçalayarak besin atıklarını ağzımızdan uzaklaştırmamız gerekir.

Bunun yanında yılda en az iki kez diş doktoruna gitmeliyiz. Asitli ve şekerli besinlerden uzak durmalıyız.

 

DİŞ BOZULURSA DENGE KAYBOLUR

Dişlerin her sistemde enerjisinin tükenmesi, faaliyetlerinin bozulması, dengenin kaybolması, karışıklık ve aksamaların belirmesi ve sonunda sistemin faaliyetlerinin durması yönünde bir eğilim vardır. İşte 'entropi' bu eğilimi ifade eden kavramdır.

Örnek olarak otonom sinir sistemi içinde sinirlerin, hastalıklarda, diğer deyişle dengesiz fonksiyonların hem oluşmasında, hem de iyileşmesinde rol almasıdır. Bu sinir sisteminin doğal işleyişini aksatan vücudun içindeki ya da dışındaki her türlü bölgeye bozucu alan (entropiye sebep olan olumsuzluk) denir.

Yapılan çalışmalarda yüzde 36 oranında diş hastalıklarının vücutta hastalık oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Diş ve dişetlerinde çoğalan zararlı bakteriler, kan yoluyla vücudun diğer bölgelerine iletilirler. Bu bölgedeki sinirsel ağın vücudun her bölgesiyle iletişimi olduğundan gene bu bölgedeki hasarlı sinyaller vücudun diğer bölgeleri tarafından daimi olarak bozuk bir sinyal olarak algılanırlar. Bunun sonucunda hastalıklar ortaya çıkabilir.

 

 

 

VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜNÜ ETKİLER

Vücut bir bütündür ve dişler bunun çok önemli bir parçasıdır. Ağrı yapmıyorsa dişlerde bir sorun yoktur mantığı yanlıştır. 'Nasıl olsa biri çekilse geriye 31 tane kalır' ya da 'Protez takarak hayatımızı devam ettirebiliriz' mantığı pek çok dişsel problemin yanı sıra tüm vücuttaki problemlerin de göz ardı edilmesine neden olur.

 

BİRÇOK AĞRI DİŞ TEDAVİSİNDEN SONRA GEÇER

Birçok boyun ağrısı, bel ağrısı, baş ağrısı, kulak çınlaması, kronik yorgunluk, alerji gibi hastalıklar; düzgün yapılan diş tedavilerinin ardından iyileşebilir. Doğum sonrası görülen pek çok zihinsel ya da bedensel defektlerde; kalıtsal özelliklerin yanı sıra fetusun annenin dişlerinden aldığı ağır metallerin etkisi de olabilir.

 

 

 

Bugün Babalar Günü.

Tüm babaların ve babamın Babalar Günü'nü en kalbi duygularımla kutluyorum. Bu yazıyı kaleme alırken Nazım Hikmet'in şu dizeleri aklıma geldi

 

Baba!

Her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var:

'Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…'

Baba!

Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!

Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez!

Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.


18/06/2017